Bana Etiketini Söyle

Bana Etiketini Söyle

‘Dünya imtihan dünyasıdır.’ Sözü sakız gibi hepimizin ağzındadır. Bu dünyaya imtihan için geldiğimizi biliriz de anlamayız hiç.

Çiğnediğimiz sakızın tadı ilk başta bize kendisini hissettirse de, uzun zaman sonra sadece çenemizi oynatmakla meşgul olduğumuzun farkında olmayız. Farkında olmak ya da olmamak bu olsa gerek. Dünya imtihan dünyasıdır deriz, deriz de hiç farkında olmayız.

Neyin imtihanındayız, kimin imtihanındayız bilmeyiz. Çukura son sürat yaklaşmakta olduğunu bilen insan oraya düşmemek için elinden geleni yapar da, ebedi aleme göç edeceğini, mezar denilen çukura düşeceğini, ölümün ansızın bir gün boynundan yakalayıvereceğini bilen insan bunun hiç farkında olmaz. Habire başkasının kuyusunu kazmaya çalışır. Başkasının kuyusunu kazarken, aslında kendi kuyusunu kazdığının farkında olmaz.

Allah’ın yasakladıklarına bigane kalırlarken, insanların emir ve yasaklarını sonsuz bir hürmet ve korkuyla icra ederler. Okyanus ötelerine selam gönderirlerken, Allah’ın selamını almaktan imtina ederler. Burası devlet dairesidir derler. Selamun Aleyküm demenin hoş olmayacağını, kaba kaçacağını söylerler. Müslümanım diyen insan, Müslüman olduğunu bilir de, Müslümanlığının farkında olmaz.

Kapısına bir şey rica etmeye gittiğin insanlar, koltuklarının verdiği heybetle sana tepeden bakarlar. Bilmezler ki veya farkında olmazlar ki; insana, insanlık onurunu bahşeden koltuk değildir. İnsanlık şeref ve haysiyetinin ne demek olduğunun farkında olmadıkları için, kendilerine saygıyı koltuk sayesinde gösterilmesini isterler. Hâlbuki koltuğun ne cinsiyeti, ne de şahsiyeti vardır. Koltuk kadın ve erkek değildir, hele insan hiç değildir. Dolayısıyla canı ve hisleri de yoktur. Nedense süslü koltuklara oturanlar insan meziyetlerine sahip olmadıkları, ya da olamadıkları için her hâl, hep makamlarına saygı göstermemizi isterler. Demek ki sadece koltukları sayesinde insan olduklarını düşünüyorlar. Ya da insan olmanın, eşrefi mahlûk olmanın meziyetlerini kendilerinde barındıramadıkları için saygıyı ve hürmeti kendilerine yakıştıramadıkları ve hak etmedikleri için oturdukları koltuğa saygı gösterilmesini talep ediyorlar.

İnsan çevresine baktıkça şaşırıp kalıyor. Meğer insanlık meziyetlerine sahip olmayan ne çok insan görünümlüler varmış. Bu durumu gördükçe hep aklıma Hasan-ı Basri Hazretleri ile Rabia tül Adviye gelir. Bir gün Rabia tül Adviye çarşıda açık saçık gezerken Hasan-ı Basri Hazretlerine rastlar. Hemen üstüne başına çeki düzen verip örtünmeye çalışır. Hasan-ı Basri Hazretleri: Ya Rabia çarşıdaki bu kadar insandan çekinmiyorsun da neden benden çekiniyorsun? Diye sorar. Rabi Hatun: Ey Hasan bak bakalım şu sağ omuzumdan der. Hasan-ı Basri Hazretleri bir bakar ki çarşıda gezenlerin kimisi domuz, kimisi maymun, kimisi başka başka hayvan suretinde. Ben bunlardan sakınayım ya Hasan der, Rabi Hatun.

Koltuk sevdası, makam mansıp sevdası bizi insanlığımızdan uzaklaştırmadan kendimize gelmemiz gerekir. Koltuğumuzun, makamımızın, etiketimizin insana mahsus olan namusluluk, doğruluk, dürüstlük, yiğitlik, mertlik gibi meziyetleri yoktur. İnsan gibi insan olmak her babayiğidin harcı değildir. Ancak ve ancak dünyanın geçici ve bir imtihan yeri olduğunu bilenlerin harcıdır, vesselam.

Bu yazıyı arkadaşınla paylaş..

esra

Site yöneticisi. Editör. Site sahibi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir