• Tevfik BALA

Yapay Zeka

DİJİTAL TEKNOLOJİ ve YAPAY ZEKA…

İnsanın tarihi değişim ve gelişim süreçlerinde endüstri devrimleri önemli yer tutar…

Avcı-toplayıcı toplumlar kendilerini yenileyip geliştirerek yerleşik hayatla tarım toplumuna dönüştüler. İnsan gücü sonrasında makinelerin devreye girmesiyle endüstriyel gelişmeler başladığında bilgi toplumu yeni hayatlar, yenidünyalar kurmaya başladı. İnsan zamanla kendini aşarak, hızlanmaya ve bilgiyi depolayarak süper akıllı toplumlara dönüşmeye başladı. Süper akıllılık konumunda kendini gören insan azıp saparak ilahlaşmaya insanı ve Allah’ı ve Allah’ın nizamını hayatının ve yaşadığı dünyanın dışına çıkarmaya çalışır oldu…

Düşünen, aklını kullanan, hayaller kuran insan bilim ve teknolojide aldığı hızlı mesafelerle buhar makinesi, elektriğin icadı ve ardından bilgisayarlı yaşama geçiş sonrasında siber-fiziksel sistemleri geliştirerek özgürlüğünü Endüstri 4.0 Devrimi ile hem hal olmaya başlar olduk…

İnsan küreselleşen endüstriyel dünya ile varlığını sürdürmeye devam ettikçe Bilim ve teknolojide baş döndürücü gelişmelerle genetik bilimi, biyo-teknoloji, nano-teknoloji, bulut teknoloji, yüksek enerji teknolojileri sonucunda Eşref-i Mahlûku Ahsen-i Takvimden çıkararak, Esfel-i Safiline sürüklemeye başladılar…

Bilim ve teknolojinin olmazsa olamazları sonucu yaşadığımız dünyada din yerine bilim ve teknolojiyi, İnsan yerine Robot-Yapay zekâyı koymaya başladılar. Akıllı makinelerin büyüsüyle insan kendi sınırını aşmaya başladı. Kul bilincinden çıkan insan, aymaz bir halde ilahlaşmaya başladı…

Bilim ve teknolojik gelişmeler insanlığını yitiren, insan değerlerini kirleten, insanlığın kazanımlarını sömüren, kargaşa ve savaşlarla kan ve gözyaşı üreten, kâinatı kirleten, yaratılmışların fıtratlarını bozan, dünya nüfusunun yüzde birine tekabül eden burjuva elitlerin eliyle dünya yaşanılmaz kılınmaya devam ediliyor. İnsanlık huzur arasa da dünyayı sömüren bu elitler yüzünden huzura kavuşamayacaklar…

Dünyayı sömüren, bilim ve teknolojiyi elinde tutan vahşi kapitalizmi büyüten bu elitler İslam coğrafyalarını bir hırka, bir lokmaya mahkum kıldılar…

Günümüz dünyasında sözüm ona bilim ve teknolojik gelişmelerle özgürleşen insan tam tersine bağımlı-tasmalı köleler haline dönüştüler. Antik medeniyetler için büyü neyse günümüz dünyasının insanı içinde dijital teknoloji-yapay zeka büyü olmaya başladı…

Dünya nüfusunun dört milyarı dijital teknoloji ile dünyaya bağımlılığını sürdürme yolunda her üç kişiden iki kişide cebe sığan teknolojilerle hayatının akışını sağlamaya çalışıyor. İnsan makine, insan yapay zeka birlikteliği insanın sonunu mu getirecek yoksa insanımı geliştirecek bilinemiyor elbet…

Bu gün insan ölümsüzlük vaadiyle teknolojinin, akıllı makinenin kölesi olma yolunda hızla ilerlerken geleceğin dünyasında kim bilir yeni bir irk olarak hayatını sürdürecektir…

Yüksek teknolojiler sonucu yirmi- yirmi beş yıla kadar makineleri insanın aklı kadar akıllı yapacak olanlar iki bin ellili yıllarda makinelerin aklının insan aklından milyon kat daha fazla olacak diyorlar…

Dünyayı her yönüyle kirleten bu burjuva elitleri “ya dünya tamamen makineleşecek yada bizler uzaya taşınacağız” diyorlar…

Oysa bilim ve teknolojideki gelişmeler sonucu yapılan endüstriyel devrimler sonucu uygulanan yüksek teknolojili ağır sanayi hamleleri iklimlerin, mevsimlerin döngüsünü, kainattaki ahengi bozarak dünyanın sonunu kendilerinin getirdiklerini hiç konuşmazlar.

Günümüzde 5G-6G ve X ışınları sayesinde yaratılan tüm canlıların fıtratını bozarak yeni cinsiyetsiz canlılar meydana getirerek ırk değişimine başladılar…

Gelecekte tasarlanan dünyada insan hayatı olacak, yaşayacak ama o hayat onun olmayacak, o hayatta o söz sahibi olmayacak. Onun yerine birileri karar verecek o sadece robot görevi yapacak.

Kozmik zeka denilen zeka, insan zekası ile yapay zeka arasında köprü olacak. İnsan bağlı ve bağımlı olacak…

İnsanın kalp atışından, kan dolaşımından, nabzından, teninden, gözünden insanın iç benliği, gönül dünyası hisleri, düşünceleri yani ruh yapısı okunacak, eğilimleri yönelimleri değiştirilecek…

Nano teknoloji ile insan hücreleri robatlara yüklene bilinecek, insan robotik bir hayvan olacak…

Dijital teknoloji ömrümüzü, mahremimizi, özelliklerimizi, duygu, his ve düşüncelerimizi çalarak insan öldürülürken yapay canlandırılarak insanın ruh bilgisi yapaya yüklenmiş olacak…

En büyük düşünce makinesi diye tarif edilin, bilim insanı Raymond Kurzweil “İnsanlar yapay zekalı makinelerin-robotların esiridir, insan asla öz gür değil köledir” derken hiçte yanlış konuşmuyordu…

Ünlü fizik bilim insanı Stephan Hawking “Büyük sorulara kısa yanıtlar” adlı kitabında da dile getirdiği gerçek “Dijital teknoloji-yapay zeka insanlığın sonunu getirecektir” uyarıcı tespiti geçerliliğini korumaktadır elbet…

Dünyanın merak etiği büyük soru; Acaba dijital teknolojiyi-yapay Zekayi savunanlar mı kazanacak? Yoksa buna karşı olanlar mı kazanacak? Zaman gösterecek elbet…

Ama bizim bildiğimiz bir gerçek var ki; bilim ve teknoloji, yapay zeka, dijital teknoloji, sosyal medya eğer “İslamileştirilmez ise” tüm insanlık, tüm dünya ve kainat kaybedecek…

Yapay zekanın, robot biliminin kurucuları Türkmenistanlı Musa el Harezmi, El Cezire yaptıkları çalışmalarla bilim tarihine katkılar sunarken bu gün ki dünyayı tasarlamıyorlardı elbet.. İslam medeniyeti tarih sahnesinden çekilerek düşünmeyi, aklı, tefekkürü, tarih yapmayı batıya bırakınca onlarda adil olmayan, yaratılanların kirletildiği bir dünya kurup tüm değerleri sömürmeye başladılar…

Yapay zekâlı akıllı makinelerin, robotların dünyasıyla insanların dünyası aynı olamıyor. İnsanlar akıllı makineleri değil de, akıllı makineler insanları kullanmaya başladığında dünyanın dengesi değişmeye başlayacak, belki de insanın sonu gelecek…

On üç Aile-İllüminatı Tarikatı zaten bu alanda derin çalışmalarını sürdürmeye devam ediyor…

İslam coğrafyası Bilim ve teknolojiye, yapay zekaya elbette karşı değil. Sadece bilim ve teknolojinin kullanılmasına, beslenmesine, hizmet edeceği alanlarına karşı duruş gösteriyor…

Kabilin torunları bilim ve teknolojiyle, yapay zekâyla, yüksek dijital teknolojiyle, sosyal medya ağlarıyla insan fıtratını bozarak insan yerine makineleri, Allah yerine kendilerini, Allah’ın nizamı yerine kendilerinin kurduğu sistemin getirildiği bir dünyayı kurmak istiyorlar. İslam medeniyeti öncüleri, ümmet coğrafyası işte böyle bir anlayışla kurulacak olan dünyaya karşı geliyor, direniyor, karşı mücadele veriyor…

Müslüman coğrafyasının ve öncülerinin imtihanını ve büyük cihadını bu düşünce oluşturmaktadır…

Bu imtihanı ve cihadı ümmetin hamisi Türkiye X, Y, Z kuşaklarıyla tüm mazlum ve mağdurları bir araya getirebilecek Nebevi bir dil geliştirmesiyle ilk adımı atmış olacaktır…

Ümmetin öncüsü Türkiye’yi sırtlayacak olan bu kuşaklar gönül adamları olarak dünya kamusal alanların nabzını tutarak, gündemini belirleyecekler. Çok çalışacaklar, çok okuyacaklar, gelişecekler, dolacaklar ve akabinde tüm dünyaya taşacaklar…

Bu kuşakların insanı bir duruşu, medeni bir bakışı, güçlü hak sözü olacak. Haksızlıklara, çirkefliklere, sömürülere, israflara, akıtılan kanlara, döktürülen yaşlara karşı onurlu bir isyan ahlakı besleyecekler, küllerinden, Ashab-ı Kehf uykularından uyanıp kıyama kalkacaklardır…

Kul bilinciyle üç yüz altmış derece bir bakışla dünyaya bakacaklar, medeniyetlerinin gereğini yerine getireceklerdir…

Selam ve selametle insanlığa dair çıkılan onurlu seferler hayır ile…


Tevfik BALA

2 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Yeni Dünya Düzenine Hazır mıyız?

Yaşlı dünyamız, gün geçtikçe büyük atraksiyonlara, inanılmaz değişimlere, beklenmedik gelişmelere gebe. Ömrü bugünlere yetişenler de bunlara görgü şahitliği yapmış oluyorlar. Dünyadaki değişimlerin ka