Tevfik BALA 

                                                      Yıllar sonra, uydurma hesaplar neticesinde kabul gören, bin dokuz yüz altmış beş yılının                                      bir kış mevsimi ocak ayının sisli, puslu, buz gibi soğuk, sert rüzgarların estiği, kasveti                                              derin olan ilk günü, Trabzon ili Of İlçesinin küçük bir köyün de, küçük bir evde, anasıyla bir                                      başına, nefesi tutuk, morarmış bir suratla, sessiz-sedasız dünyaya gelmiş biri…

 

                                         İlkokulun son sınıfına gelinceye kadar, doğduğu yerde büyümeye çalışarak, hayatın nasıl bir şey olduğunu anlamak üzere, taşı toprağı altın denilen, koca kentin, kenar kıyısına ailece taşınmışlar…  

Küçük yaşta düştüğü hastanelerde beyaz gömleklilere duyduğu sevgi yüzünden doktor olmayı 

kafasına koymuşçasına Ortaokul, Lise derken bir türlü kazanamadığı Tıp Fakültesi uğruna, birçok üniversiteleri terk ederek en sonunda kaderim bu deyip, Mühendislik Fakültesi Eğitimini tamamlayarak, acı hayatın tecrübelerini tatmak üzere koyulmuş çirkefliklerle dolu dar, uzun ama zor sokaklara…  

Vazgeçmekten hep usandığı, ömründen yirmi yılını uğurlarına harcadığı memleketimin şivesiyle bir “Uşak”  bir “Paçi” ve yeniden ömrünün geri kalan kısmını harcamak üzere bir “Paçı” daha olmak üzere üç sevimli ve tatlı göz tebessümlerinin  babası… 

Düşüşlerle, batışların yaşandığı, inşaat sektörü hizmetlerinde hayata tutunma çabaları, ara mola diyerek eğitim sektöründe, dinlenme-toparlanma süreciyle hayata devam etmekte…   

Çocukluk aşkı olarak yüreğine işlediği doktor olma sevdası yüzünden, Üniversite yıllarında Tıp Eğitimi coşkusu içinde, asi yanlarını bir kenara ötelemeden, tutunmaya çalıştığı yaşam alanlarında oluşturulan sıkıntı ve sorunlar nedeniyle üç üniversite değiştirerek yürüdüğü yolda yönünü değiştirme mecburiyetine itilerek Yüksek Lisans Öğrencisiyken, Üniversite Eğitimine nokta koymuş…  

İlk yazılarını imkânsızlıklar içinde; fındık ve çay yaprağı karışımıyla kendi icadı olan boya ile siyasi içerikli duvar yazılarıyla köyünde yazmaya başladı. Siyasi Parti, Dernek, Vakıf, Spor Kulübü vb sosyal kültürel alanlarda Yönetim Kurulu Üyeliği ve Başkanlık görevleri yanında Belediye Meclis Üyeliği görevlerinde de bulunarak topluma sırtını hiç dönmemiş...

 

Zamana, mekâna ve insanlığa şahitlik ettiği bu yıllarda,  İHH İlçe Yönetim Kurulu Üyesi olarak sosyal sorumluluklar üstlenmeye devam etmekte…  

Çeşitli ilmi, sosyal, kültürel, sportif ve yöresel derneklerde kurucu ve yöneticilik yaptı. Çeşitli yöresel gazetelerde, genel bir dergide yönetici görevleri yanında, köşe yazıları, araştırma, inceleme, kültürel yazılar yazdı…  

“FETO-FETOŞ”  sinsi yapılanma üzerine yıllarca yazdığı yazılar, yaptığı konuşmalar sürecinde yılların iki bin yediyi gösterdiği bir zaman diliminde “Feto Paralel yapılanması”  mensuplarınca Konya’da “Ergenekon’un İslami Yedinci Şok Dalgası” adı ile açılan davayla sorgulanıp Adana’da idamla yargılanarak insani özgürlüğüne kısa süreli  tutuklamalarla kısıtlama getirildi…  

İnanç ve idealleri uğruna, ne pahasına olursa olsun  ilke ve prensiplerinden taviz vermeden, evrensel doğruları yüklenerek, hak bildiği yolda, haklının yanında, zalimin karşısında yer alarak, günümüzün teknolojisi ile plan, program kapsamında insan, zaman ve mekan unsurunu da göz ardı etmeden, paylaşımcı ekip ruhuyla anlayışıyla, hak yolunun kadim yolcusu kimliğiyle yürürken, omuzladığı davası uğruna kardeşliği büyüterek, çirkeflere, zalimlere ve çirkefliklere karşı ası yanını dik tutmayı, karşı koymayı becerebilen halkın içinden biri olmayı tercih eden bir fani… 

Yüzü ve ruhu kıbleye dönük tüm dostlara selam ve selametler olsun, akıbetler hayır ile...

Tevfik BALA.jpeg